Yaşanan Günleri Eskitme Denemesi

Kategoriler Denemeler

 

Yepyeni mobilyalara, elbiselere, nostalji modasına uydurulmak üzere hiç kullanılamadan eski görüntüsü veriliyor. Suni olarak eskitilmiş, eşya ve kıyafetlerle birlikte insanlar sözüm ona bir “yaşanmışlık” da satın almış oluyor.

Hani her ramazan, her bayram “Nerede o eski bayramlar, o eski ramazanlar?” serzenişi vardır ya…  Hani her şey dünün kollarında güzelleşir, çocukluğun şeker pembe rengine bulanır ya… Bendeniz de nostalji modasından ilham alarak günümüzün ramazanlarını nerede o eski ramazanlar hayıflanması eşliğinde eskitmeyi denedim.

Her mesleğin her yaş grubunun bugünü eskitmesi kendi tonunda olacaktır elbet. İşte yaşadığımız günlerin eskimiş hali.

Bir holdingde çalışan ve mesai saatleri içinde oruç açmak zorunda olan birisinin yarınlar için sakladığı “eski ramazanlar” demeti:

“Nerede efendim o eski ramazanlar. Eskiden dayanışma vardı, birlik beraberlik vardı. Hele ramazan ayı gelince on bir ayın sultanı gönüllerimizi nasıl bereketlendirirdi. Tabii herkesin gönlü bu bereketten nasibini almazdı. Her gün milyarlarca lira kazandırdığımız patronlar bize iftariyelik olarak kuru birer sandviç uygun görürdü. Ama biz kendi aramızda her gün para toplayarak peynir ve zeytin alırdık. Hiç unutmam, bir akşam soframızda tam dört çeşit peynir vardı. Üç çeşit zeytin. Çaycı Hasan efendinin demlediği çaylar da çaydı hani. Ağzımızın tadı yerindeydi. Ah o günler!..”

Bir öğrencinin “geçmiş zaman ramazanı”:

“Her öğretmen olmasa da bazı öğretmenlerimiz çok anlayışlıydı. İftar vakti gelince yavaşça ‘Hadi orucunuzu açın!’ diyen öğretmenlerimiz de vardı. Candan insanlardı. Has insanlardı. Ne var bunu bu kadar anlatacak, demeyin. O zamanlar zor zamanlardı. Namaz kılmak istedi diye öğrencilere psikolojik dengesi bozuk teşhisinin konduğu yıllardı.

Hiç unutmam, matematik öğretmenimiz Hayri Bey (nur içinde yatsın) ‘Çekinmeyin çocuklar’ dedi. ‘Biliyorum çoğunuz oruçsunuz. Allah kabul etsin ben de orucum. Hadi herkes çantasındakini çıkar- sın da hep beraber iftar edip öyle dersimize devam edelim.’ ”

Ömrü yollarda geçmiş birinin “Nerde o eski ramazanlar!”ı:

“İftara iki saat kala trafik celallenirdi. Çoğu insan iş yerinde orucunu açtığı halde yolda kalanlar ve iftara evine yetişmek için telaşlananlarla arabalar, yolların üzerinde mıhlanmış gibi ne ileri ne geri gidemeden öylece kalırdı. Eskiden otoyol kovboyları diye anılan bir zevat vardı. Otoyol kovboyları seyir halindeki trafiğin içinde türlü cambazlıklarla kelle koltukta satış yaparlardı. Neler satmazlardı efendim, neler? Kâğıt helvası, simit, dondurma, toz bezleri, su… İftar vakti trafiğin sıkışık olması en çok bu otoyol kovboylarını sevindirirdi. Arabalarındaki radyolarından akşam ezanını dinleyen sürücüler ve arabalardaki diğer yolcular oruçlarını açmak için sair günler hayatlarını tehlikeye atıyor, trafiği engelliyor diye kızdıkları otoyol kovboylarından medet umarlardı.”

Hayatı belediye otobüslerinde geçmiş bir zatın “eski ramazanlar” hayıflanması:

“Otobüsler tıklım tıklım dolu olurdu. Zannedersin ki, evinde kimseler oturmaz. Herkes bu otobüslerin tepesindedir. Zaten İstanbul’un trafiğinden iş ile evin arasının uzak olması nedeniyle ömrümüzün çoğu bu otobüslerde geçerdi. Tahmin edeceğiniz gibi ömrümüzün hoş bir durağı olan ramazanlar da bu otobüslerde geçerdi. Öyle iyi şoförler vardı ki, iftar vakti olunca otobüs şoförü olduğunu bir yana bırakıp yolculara, sanki kendi evine gelmişler gibi zeytin hurma ikramında bulunmaya kalkarlardı. Tabii o devirde de çürük elma, ham ayva insanlar vardı. Oruçluların iftar neşesini kaçırmak için kör şeytan bunları kendine elçi edinir, “Devletin otobüsünü kendi dinî amaçlarınız için kullanamazsınız. Otobüsün içini yiyecek kokutmaya hakkınız yok!” diye bas bas bağırırlardı.

Çok şükür imanımız kavi idi de, kendimizi Allah’a en yakın hissettiğimiz bir anda söylediklerini duymazlığa gelerek bir zeytin ile açılmış iftar neşemizi bozmazdık. Hayatın her anı imtihandır doğru. Ama siz bilmezsiniz, biz bilhassa ramazanlarda ne imtihanlardan geçerdik!”

Fatma Barbarosoğlu

*Bu yazı Ramazanname kitabında yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir