İmsak Vakti

Kategoriler Denemeler

 

 

“Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık…” (Enbiya 21/8)

Hucvirî “Oruç’un hakikati imsaktır.” der. İmsak; yani insanın kendi bedeni üzerinde fethe çıkıp, galip gelmesi. Çünkü diğer ibadetlerde olan birliktelik oruçta derin bir yalnızlığa dönüşmüştür. Oruçlu ancak içinde bulunduğu an itibariyle yani başka oruçluların anını düşünerek onlarla bir cemaat oluşturabilir. Bütün imsak vaktinde yalnızdır. Yalnız olmalıdır. Bedenine karşı kazanacağı ya da kaybedeceği savaşta tek başınadır.

Oysa ezan vakti namazda gözü varsa eğer, müezzinin sesi onu davet eder. Dünya nimetlerini bir namaz vakti terk etmeye, secde etmeye, secdelerde kendini unutarak sadece “O”nu düşünerek tevhide ulaşmaya davet eder. Namazda gözü olanlar için ezanın daveti ayakları yerden kesen bir davettir. Yanık sesli bir müezzinin dilinde ezan dünyadan kopma anıdır. Cemaat halindeki namazda huşu içinde ibadet edenleri gördükçe insanın içindeki şevk artıkça artar.

Hac’da bütün inananlar olarak “bir olma” duygusu doruk noktasına ulaşır. Irk, cinsiyet, yaşlılık ya da gençlik, güzellik ve çirkinlik önemini kaybeder. Tavaf vecd anıdır. “Öteki” diye bir şey kalmamıştır. Sanki yılda bir defa Yaradan kullarına “bir olmayı” öğretir. Gösterir.

İslam dinindeki ibadetler bir yanıyla yalnızlık duygusunu besler. Dünyada hiç kimse kalmamış, bir kendisi kalmış da olsa Allah’ın yeryüzündeki halifeliğini sürdürmekle mükelleftir mümin. Diğer taraftan bütün ibadetler cemaat olma duygusunu ve idrakini besler. İmsak vaktinden iftar vaktine kadar açlık duygusunu tek başına yaşayan mümin, bu yalnızlığında fakirliği ve yokluğu aynel yakin olarak yaşayıp fakir insanların dünyasına yaklaşırken, iftar anında bütün oruçlular ile birlikte şükür ile iftar ettiğini bilir. Çünkü oruca niyet sabır ile orucun iftarı şükür iledir.

İslam’ın beş şartına layıkıyla amel eden mümin, her ibadetinde hâl basamaklarından birini daha kuvvetle hisseder. Oruç ibadetinin üzerinde yeşerdiği basamak sabırdır. Sabrı olmayanın orucu olmaz. Hayatında bir defa bile oruç tutmamışların sabrı ve tevekkülü anlayabilmeleri imkânsızdır. Kendi nefsinde orucu tatmamış olanlar oruç tutmayı diyet listeleriyle aynı seviyede görme hatasına düşerler. Diyetlinin sabredeceği yalnız yememesi gereken yiyeceklerdir. Oysa oruçlunun sabretmesi gereken bütün bir dünyadır. Üzerine üzerine gelen dünyaya karşı mümin, oruç ile mesafe koymaktadır.

Fatma Barbarosoğlu

*Bu yazı Ramazannâme kitabında yayınlandı. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir