Röportaj: Hale Kaplan Öz Kaynak: Star Kitap  Bizim kültürümüzün hikaye ile görmeyi temrin ettiren bir kültür olduğunu söyleyen Fatma Barbarosoğlu, “Ahlaki ilkeler hikayelerin atmosferinden gelir bulur bizi. Ahlaki kaygıları, yarım öykülerin tamamlanışı esnasında daha iyi göreceğimi düşündüm” diyor. Fatma Barbarosoğlu yeni öykü kitabında alışılmadık bir form denedi. Yarım bıraktığı öykülerini gazetedeki köşesinde yayınlayıp “Sonunu siz tamamlayın” dedi. O öykülere gelen sonlarla yazarın kendi yazdığı sonlar Mutluluk Onay Belgesi adlı kitapta şimdi bir arada. Teknoloji ile değişen iletişim formunun ana çatıyı oluşturduğu kitap aslında bir nevi…“Bizde görme, hikaye ile temrin edilir” yazısını okumaya devam et

 

Her bölümünde bir durumu merkeze alarak izleyenlerini tarihin, siyasetin, ekonominin, edebiyatın, sinemanın ve günlük hayatın sınırlarında gezdiren Uzun Hikâye’ye bu hafta, Fatma Barbarosoğlu konuk oldu. Programda, “Dünya siyasetinin, çalkantılı gündemin, krizlerin ve savaşların ortasında akıp giden gündelik yaşamımızda neler değişiyor? Yavaşlığın kaybolduğu, hızın kutsandığı bir çağda gençlik nasıl bir dönüşüm içinde?” soruları yanıtlandı.

Programı izlemek için buyurun:

        Fatma Barbarosoğlu: Nihayet Dergi’nin  Fotoğraf sayısını yapmaya karar verdiğimizde “Türkiye’nin darbe fotoğraflarına” maruz kalacağımızı bilmiyorduk elbet. Fotoğraf ve o fotoğrafı sunan kişinin niyetine dair çok çarpıcı ve acılı bir tecrübemiz oldu. Sizi en çok şaşırtan sunum hangisi? Beyza Karakaya: 15 Temmuz gecesi akabinde, takip eden günlerde “şu gerçekmiş, şu değilmiş” karmaşasında zihnimiz hayli darbe aldı… Yaşadıklarımız, hissettiklerimiz bir tarafa… Bir tarafa koymak, parantez içine almak değil elbette… Ancak öyle bir kirlenme/zehirlenme yaşadık ki sosyal medyada, zihni ve ruhu bu zehirlenmeden hayli yara…“Gerçeği taşıyan fotoğraflar mıdır?” yazısını okumaya devam et

        Röportaj: Nazife Şişman Nazife Şişman: Toplum hayatında ritüel ya da bize ait tabirle merasimin nasıl bir işlevi var? Ölüm, doğum, düğün hemen her toplumda ritüelleşen olaylar. Bu ve benzeri olayları neden merasimleştiriyor insanlar? Merasim neden önemli? Ya da önemli mi? Fatma Barbarosoğlu:  Merasimi çok çeşitli açılarda değerlendirmek mümkün. Merasimler hayatın önemli anlarının seyirciler önünde sahnelendiği ve bütün katılanların iştirak ettikleri bir oyundur esasında. Bu oyunun ortak teması birlikte hissetmeyi öğrenmek ve öğretmektir. Kendini bir başkasının yerine koyarak katılırsın oyuna. Doğum merasimine…“Seküler Ritüeller ve Dinî Merasimler” yazısını okumaya devam et

Ramazan ve Medya Röportaj: Ayşe Böhürler   “Dinî heyecandan kastettiğim benim, dini hissederek yaşamak. Rahman’ın celal sıfatından cemal sıfatına sığınırken duyulan ürperti ile kâinata bakan gönlü kastediyorum dinî heyecan derken. Hep huzurda olma hali. Söz vücut bulur endişesi içinde olumsuzluğu sözlüklerden, zihinden çıkarma hali kastettiğim. Bu hâl kitaplardan öğrenilmez. Bu hâl ancak Rabb’ini bilen bir faninin vücut ikliminden yayılıp bize ulaşabilir.” Ayşe Böhürler: 1997’den itibaren sanki Ramazan şehrin belli duraklarına uğrar oldu… Fatma Barbarosoğlu: Evet 28 Şubat’tan önce “Ramazan Müslümanı” tabir edilen medyamız vardı. Kraldan…“Ramazan ve Medya” yazısını okumaya devam et

          Sosyolog Fatma Barbarosoğlu’na göre, Türkiye çok yoğun bir değişimden geçiyor. Barbarosoğlu “Türkiye’de artık ahlaki değerler bakımından liberallerle muhafazakârlar arasında fark yok. Farkı yaratan, aylık gelirleri. Aylık geliri 5 bin doların üzerinde olanların kullandığı bir dil var, bunun muhafazakârı, sosyalisti, liberali olmuyor” diyor.       Röportaj: Semin Gümüşel Güner* 2016 yılında Al Jazeera Türk’de yayınlanmıştır. Fatma Barbarosoğlu, sosyolog, yazar, edebiyatçı. Yıllardır Yeni Şafak’ta köşe yazıyor, son 1 senedir de Nihayet dergisini çıkarıyor. Siyasetten çok günlük ama hayati meselelere kafa yoruyor….““Liberallerle muhafazakârların artık tek farkları aylık gelirleri”” yazısını okumaya devam et

              Röportaj SÜVEYDA AKTÜRK     *2016 yılında yayınlanmıştır Fatma Barbarosoğlu’nun son kitabı Hayat Teselli Olmaktır, “ömür denilen şeyin aslında bir teselli arayışı” olduğunu ve bu teselli arayışını gördüklerimizin, duyduklarımızın ve okuduklarımızın eşiğinden geçerek nihayetlendirebileceğimizi gösteriyor. “Tesellisini kâğıtlara harf ekmekte bulduğunu” söyleyen Barbarosoğlu, okuyucularına da kendi nev’inde teselliler bırakıyor. Barbarosoğlu’nun gündelik hayata dair paylaştığı notlar, bizim de kendi perdemizi aralamamıza vesile oluyor. Fatma Barbarosoğlu’yla işte bu notlar ışığında, teselli arayışımızı sürdürürken bize mihmandar olan kitabı “Hayat Teselli Olmaktır” üzerine…“Kaybolunan yollar için beklemesini öğrendim” yazısını okumaya devam et

            Röportaj Gülcan Tezcan* 2013 yılında yayınlanmıştır. “Konuları ve duyarlılıkları mevsim sonu indirimler gibi tüketiyoruz. Bakmadan, hissetmeden ortaya karışık tespitler yapıyoruz” diyen Barbarosoğlu, Rüzgâr Avı’nda hâl dilinin hikayesini yazıyor. Muhafazakar orta sınıfın yükselişiyle gündeme gelen ‘yeni muhafazakarlık tanımı Müslüman ve dindar kimliği üzerinden tartışmaları da beraberinde getirdi. Fatma Barbarosoğlu’nun son hikaye kitabı Rüzgâr Avı da aidiyetlerini kaybederek hayata tutunan bu zenginlere iğne batırıyor. Barbarosoğlu’na para ile imtihanı, ‘mesafe’ meselesini ve yeni muhafazakarlığı sorduk. -Her hikaye bir fotoğrafla başlıyor. Fotoğrafların da bir…““Hâl dilinin hikayesi için fikrimi yoruyorum…”” yazısını okumaya devam et

      *Röportaj 2009 yılında yayınlanmıştır.  Bir süre önce Kemalistlerin son tesellisinden bahsetmiştik “Kemalistin Yeni Afyonu : AliyeFobi ” adlı yazımızda. Değerli yazarımız Nurhayat (Kızılkan) sayesinde Fatma Aliye Hanım hakkında detaylı bir çalışma yapmış olan Uzak Ülke kitabının yazarı Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ile tanıştık. Sitemizi çok sevdi, özellikle de “Her Türk Yazar Doğar” sloganını. Gelecek günlerde yazılarından örnekler yayınlayacağımız Fatma Hanım’ın Radikal Cumartesi ekinde yayınlanan röportajını beğenilerinize sunuyoruz.   Fatma Aliye, Türk kültür tarihinde niçin önemli bir yer tutuyor? George Ohhet’in Volante adlı eserini…“Uzak Ülke ve Fatma Barbarosoğlu” yazısını okumaya devam et

Fatma Barbarosoğlu’nun yeni romanı “Son On Beş Dakika” Profil Yayınları’ndan çıktı. Romanda, Türk toplumunun iç içe geçmiş sarsıntıları, alçalışları, yükselişleri on beş dakikalık bir kurgu ile gözler önüne seriliyor. Fatma Barbarosoğlu ile son kitabı “Son On Beş Dakika” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.   Yeni romanınız Son On Beş Dakika, iki ana başlık altında toplanmış. Romanın enteresan bir kurgusu var. Neden böyle bir kurgu tercih ettiniz ve bu fikir nasıl ortaya çıktı? Zamanı nasıl yaşıyoruz? Bu benim temel meselem. Ta yüksek lisans tezimi yaparken başlamış olan…“Fatma Barbarosoğlu: Hiçbir romanım birbirine benzemiyor” yazısını okumaya devam et