Bay/bayan vitrin için güzelleme

Kategoriler Denemeler

 

İnsanlar vardır tıpkı dükkânlar gibi. Kocaman gösterişli bir vitrin. Vitrinin şaşaasından esas mekana ulaşılmasını engelleyen, bir dizi hilenin yardımıyla, etrafındakileri bilgisiyle, hüneriyle şaşırtmaya cehd etmiş bir vaziyette seyyar dükkân olarak dolaşıp dururlar. Seyyarlıkları, vitrinlerinin şaşaasıyla bağdaşmasa da “bu da benim absürt noktam” diyerek kendilerini kolayca teselli ediverirler. Herkesle küs, kendileriyle sonuna kadar barışıktırlar. İd, ego, süper ego sonsuz uyumunu vicdanlarını sürekli izne çıkarmış olmalarına borçludur. O gitmiştir ve bir daha dönmesi beklenmemektedir.

Parıltısı olan herşeyi bilirler. Hatta yazılmamış en ünlü şiirlerin mısralarını; bestelenmemiş şarkıların makamlarını bile.

Amme hizmetine kendilerini adamış olmalarından dolayı, akılları bereketlidir ve onun için başkalarına vermekle asla tükenmez.

Herkesin adına üzülürler. İşini iyi yapan bir Allah’ın kulu yoktur. Allah onu sanki insanlara umut olsun diye yaratmıştır da zavallı insanlar bunun kıymetini bilmeyecek kadar kördürler.

Televizyon programına çıkıp çıkmamanıza, çıkarsanız ne konuşmanız gerektiğine dair onun fikirini almadıysanız hiç olmazsa bu hatanızı evvelinden kabul edin de bay/bayan vitrinin daima en başından başlayan eleştiri yumağının hiç olmazsa bir çilelik kısmını yakalamış olun.

Çevresi geniş, çenesi sağlamdır. Pek çokları onun bol ışıklı vitirinin gözleri yoran aydınlığını(!) bu geniş çevresi aşkına çekmektedir. Hiç kimse onun diline düşmek istemez. Kör kuyular bile onun diline düşmekten daha ferah ortamlar armağan eder insanlara.

Sözü sohbeti tüketmiş meclislerin çenebazı, dergi gazete camiasının çok özel şovmenidir. Olayların arka, yan, yatay planlarını hep o bilir. Birbirinden kopuk görüntüleri bir araya getirecek kadar tutkal ehlidir.

Her ciddi olayı sulandıracak karışımlar yalnız ondadır. Reçetesi çoktur. Hem memleketi kurtarma operasyonları için hem de vişne reçelinin şekerlenmemesi için. Bütün dermanlar onda, dertler hep başkalarındadır.

Herkesi eleştirir. Buna rağmen “bizden eleştirmen çıkamaz” diyenlerle yüz yüze gelirse, vay geldi ötekilerin başına. Her konuda bilgi sahibidir.

Dinlemesini bilmeyen meclislerden hemen kaçar. Solist altı olmayı kabul ettiği şimdiye kadar hiç görülmemiştir. Daima baş olmalıdır. Sarmısak ya da soğan başı, ama nihayet baş.

Gündemdeki konular hakkında otorite olmayı daima bilir. Eski fikirlerinin şimdikilerle çeliştiğini göstermeyecek kadar imaj-maker’lık ihtisas etmiştir kendileri. Bir fikri on değişik yoldan ifade edebilme zenginliğiyle mücehhezdirler aynı zamanda.

Hayatta tek prensibi vardır: İlkesizlik. Dün ak dedikleri bugün kara çıkıyorsa bunun müsebbibi kendisinin dışındaki herkes ve her şeydir.

Ne o, bakıyorum iyice meraklandınız. İsmini bulmak için satırları koşa koşa ve hatta engelli biçimde atladınız. Ben bir şey yazmadım. Sizin de tanıdığınız ortak bir dostumuz(!) olduğunu vehmeden sizsiniz.

Fatma Barbarosoğlu

*Bu yazı Sözün ve Sükûtun Renkleri kitabında yayımlandı. 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir